Cuma, Ekim 28, 2011

Puzzle

Yeni bir güne daha uyandık,  herkese umut versin. Böyle zor günlerde insanların yüzünü güldüren şeyler arasında mutlaka bir çocuk olur. Söylediği bir söz, bir bakışı ya da her şeyden habersiz kahkahalarıyla. Ben de bu yüzden tam gaz yazmaya devam ediyorum bloguma. Belki birilerine tebessüm olur diye...

Gelelim konumuza. Bu ara özellikle hastalık nedeniyle evde kaldığımız zamanlarda. Sürekli yapacak bir şeyler arıyoruz. Dün kendini legolardan puzzle a puzzledan legolara verdi. Ravensburger ın yaşlara göre puzzleları çok güzel. Hem canlı renkleri, hem de sağlam kartonuyla bizim beğenimizi topladı. Belki 20 kez bozup, tekrar yapmıştır. Çocuğunuzun merakı varsa bu puzzleları tavsiye ederim.

Perşembe, Ekim 27, 2011

Hasta temizlik neferi...

Evet 15 gün aradan sonra siz çok rahatsınız ben biraz sizi geceleri uyutmıyım diyen kış hastalığımız geri geldi. Bu sefer sıcak hava dalgasıyla beraber :) Gece biraz ateş, biraz öksürük... Sabah ki keyifsizlikle ben işe, o da anneannesine gidemedi. Aradan bir iki saat geçip, biraz canlanınca da ben anneanneme gitmeye karar vermiştim ama diyerek sızlandı. Bu ara çok kullanıyor bunu. ... karar vermiştim :) Neyse biraz çizgi film, biraz lego derken unuttu. Odasında oynarken yanıma geldi. Çay döküldü temizlemem lazım diye. Nereye döküldü bakıyım dedim. Boşver anne ben hallederim dedi. Meğerse mahsuzcuktan çay takımıyla oynarken dökülmüş. Islak mendil alıp, temizlemiş ama çaydanlığı kara kara olmuş kendi deyimiyle, ver yıkayayım ben dedim. Sandalyemi alıp, geliyorum dedi. Kendi yıkayacakmış, peki dedim. Sonunda azıcık üstümüz ıslandı ama ne yapalım :)

Daha fazlası gelmiyor elimizden...

Önce bitmek bilmeyen şehit haberleri, ardından 7.2 lik Van depremi. Yüreklerimiz paramparça, üzülüyoruz, vahlanıyoruz, o kadar daha fazlası gelmiyor elimizden. Herkes zarar görüyor ama en çok çocuklarımız. Onlar neler yaşıyor, neler hissediyor, neler biriktiriyor içlerinde bilemiyoruz. Yanı başımızda sıcak yatağında uyuyan çocuklarımıza yeri geliyor sesimizi yükseltiyoruz. Çok yorduklarında ofluyoruz. Oysaki yarın öbür gün ne yaşıyacağımızı bilmiyoruz. Şükretmekten çok şikayet ediyoruz. Kimse çocuğu ile sınanmasın... Bütün şehit ailelerine , bütün depremde yakınlarını, yavrularını kaybeden herkese başsağlığı diliyorum.

Cuma, Ekim 21, 2011

Oyun Grubu



Daha bu kadarcıklardı evde oyun grubu yapmaya başladığımızda. 4 kişilerdi. Defne Nil, Ege Bahar, Doruk ve Nisan... Şimdilerde hepsi yuvalı oldu. Herkesin yolları ayrıldı. Bu insanı bursa da, büyüdüklerine şahit olmak gurur verici. Artık yolları ayırma ve çizme zamanı. Hayatın ilk basamakları önümüzde... Bizde haftada iki gün oyun grubuna gitmeye karar verdik. Bu bize çok iyi gelicek. Ay başı kesin başlangıç yapıcaz. Şimdilik 1.5- 2 saatlik denemeler yapıyoruz. İlk gittiğimizde Nisan benden ayrılmak istemedi ama çok kısa sürede öğretmene adapte oldu ve onunla üst kata çıkıp, sınıfa katıldı. Arada gitti, geldi ordamıyım diye emin olmak istedi. Fakat bugünkü yani 2. gidişimizde kapıdan girdik. Ben bekleme odasına geçerken, o çoktan yukarıya gitmişti bile ve kesintisiz yanıma hiç gelmeden 2 saat geçirdi. Zor ayrıldık. Gitmek istemediğini söyledi. Öğretmeni haftaya yine geliceğini anlattı. Bir dahakine benim gidebileceğimi ve öğlen yemeğine de kalıp, öyle almaya geleceğimi konuştuk. Dışarıda biraz oynama şartıyla oradan ayrılmayı kabul etti ve eve geldik. Umarım her şey güzel olur...




Pazar, Şubat 27, 2011

Yeni gelişmeler...

Nisan kelime işini cümle işine dökmeye başladı. Bu aralar şahit olduğum diyaloglarımızdan birkaç tanesini yazmak istiyorum.Geçenlerde portakal sıktım. Biraz suluymuş fazla çıktı. Bir kısmını içti. Kalanıda koyuyım mı Nisan içer misin diye sordum. Cevap: Bitiremem... bende sessizlik sonra sarılıp, öpmeler, gıdıklamalar, gülüşmeler :)
Yine geçenlerde masada yemek yerken birden indi ve doydum dedi. Dün ise mutfak tezgahına oturucam diye tutturdu. Oturttum ama uzun süre kalınca hadi Nisan yoruldum bak ben burada ayakta seni bekleyemem ki dedim. Cevap: Sandada al otuy (Sandalye al otur) bunu söylerkende her kelimede kafasını sallıyo. Bu kadar basit bunu düşünemiyomusun der gibi :) Şaştım kaldım...Sanırım bundan sonra daha çok şaşırıcaz.

Bu kadar atraksiyondan sonra canı sıkılan kuzuya annesi yeni oyunlar düşünürken. Uyduruk birşeyler yaptık. Önce odasından 4 tane oyuncak aldık. Sonra beyaz bir kartonu 4 e böldüm büyük kare olucak şekilde. Üzerlerine seçtiğimiz oyuncakların şekillerini çizdim. Sonra oyuncakları karşısına dizdim. Kartları ters çevirip, piyango bileti gibi ona seçtirttim tek tek. Seçtiği karttaki şeklin oyuncaklardan hangisine ait olduğunu sordum. Önce anlayamadı ama bir kaç göstermeden sonra yaptı. eğlendik ama hiperaktif kızıma çok uzun sürmedi. Kartlardan sonra kendisi en sevdiği şeyler olan plastik kap kacak ve çatal, kaşıklarla oynamayı tercih etti :) Güler misin ağlar mısın?


Salı, Şubat 22, 2011

Kardeş Kirpi Gecikmedi...

Kardeş kirpi gecikmedi, karşı blogdan geldi :) Sevgili DefneNil in yaptığı kirpi çok hoşumuza gidince biz de bugün kardeşini yapalım dedik. Biraz hamur, biraz kürdan, iki de çörek otu yetti.Gelirken getiririz hasret giderirler :)
Parmak boyasını yaptık ya, bir kere gördük ya yetti. Her gün buya buya ( boya boya) seansımız var.Biz de yeni bir soluk getirelim dedik.Evdeki eskimiş scothebrite mızı atmadık. Küçük karelere böldük. Şimdi onlarla baskılar yapıyoruz.

Cumartesi, Şubat 19, 2011

Tahta Araba ve DisneyPlayHouse dan bir bölüm


Dün BiM e gelen oyuncaklara bakalım dedik. Bu tahta arabayı görünce aldım. Hem parçaları sökülüp takılıyor hem de değişik noktalardan geçmeli parçaları var. Önünede bir ip uydurduk. didiiitttt diye çekip duruyor arabayı, diditim diye sevgi gösterisinde bulunuyor :)
Digiturk u iptal ettirdiğimizden beri Nisan çizgifilm izlemiyor. Disney Play House u seviyordu. Bende tivibu dan izletiyordum. Kısa bir süre sonra tivibuda paketiniz bu kanalı içermemektedir gibi bir yazı çıkmaya başladı. Ordanda vazgeçtik. Ben de internetten araştırdım ve hem orman kavşağı, hemde hey bilgilinin bazı bölümlerini buldum.Türkçe dublajlı. İsteyenler için bir tık orman kavşağı, bir tık da hey bilgili :)

Bu ara portakal suyu hastası. Kilo kilo portakal alıyoruz. Sürekli sıkmamı istiyor. Bir süt, bir portakal suyu cılk cılk :) Dün parmak boyası yaptık ya hemen "buya buya" demeye başladı. Sevdiği istediği şey olunca hemen adını öğreniyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Pages - Menu

Popular Posts

Mothers hold their children's hands for a short while, but their hearts forever...