tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salı, Ekim 06, 2015
Sürdüm Sürüştürdüm
Makyaj malzemeleri, biz bayanların en çok sevdiği, sürmese bile almayı sevdiği, sadece alsa bile kendini iyi hissettiği şeyler arasındadır. En makyaj yapmayı sevmiyorum diyen bile mutlaka alışveriş sırasında makyaj reyonlarına uğrar. Ben hem makyaj yapmayı sevenlerden hem de alışverişini sevenlerdenim. Ağır makyaj sevmem ama temel makyaj malzemelerine özen gösteririm.
Bu aralar çok severek kullandığım renkli kozmetikleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bunlardan ilki,
Flormar Style Matic Eyeliner
Açıkcası Flormar'ın ojeden başka hiç bir ürününü kullanmamıştım şimdiye kadar. Sevgili Özlem'in tavsiyesi ile bu göz kalemini denedim. Koyu kahve rengi olması, siyaha göre çok daha doğal bir görünüm veriyor. Sürüşü çok yumuşak ve sürdükten sonra sabitleşiyor ve dağılıp, akmıyor. Gözünüz hassas ise yanma, gözde yaşarma yapmıyor. Aldığımdan beri vazgeçilmezim oldu. Kesinlikle bakın derim.
Rimmel Lasting Colour Rush
Rimmel markasıyla ilk ojeleri sayesinde tanıştım ve ojelerinden çok memnun kaldım özellikle tırnak sertleştiricisini çok beğeniyorum. Daha sonra renkli kozmetiklerini de denemeye başladım ve en son kalem rujlarından aldım. Çevirmeli, sürmesi çok rahat ve nemlendiricili. Kalıcı ve çok güzel bir kokusu var ama ben bunu aldıktan sonra rujdan çok allık olarak kullanmaya başladım. Yumuşak yapısı ile sürmesi, yayması çok rahat ve toz allıklara göre çok çok daha kalıcı. Bendeki koyu pembesi utanmışta kızarmış bir görünüm veriyor. Çok az miktarda sürmeniz yeterli.
Rimmel Provocalips 16HR
Bu sefer bahsedeceğim ruj sabah sür akşama kadar bir daha yenileme derdinden kurtul. Üstünde yazdığı gibi 16 saat kalıcılık vaadediyor ve haklı. Sıvı ruj ama sürer sürmez matlaşıp, daha katı bir görünüm alıyor. Dudağı biraz kurutuyor fakat iki taraflı bir tarafı da nemlendirici. Sürdükten sonra nemlendiricisini uygularsanız daha az kurutuyor ama kesinlikle yemek ye, çay iç çıkmıyor. Mağazada renk deniyim dudağıma sürüyim derseniz, silmeyle çıkartamazsınız benden söylemesi :)
Bendeki toprak rengi çok doğal duruyor, bordosunu da almayı düşünüyorum.
MaxFactor False Lash Effect
Rimel olmazsa olmazlarımdan ama sürüşü, akmaması, topaklanmaması çok önemli. Bir çok marka denedim ama yine döndüm dolaştım buna geldim. Kesinlikle en beğendiğim maskara.
MaxFactor EyeBrow Pencil
Kaş kalemi seyrek olan kaşlarım için kullandığım bir ürün. MaxFactor'ün kaş kalemini ise en son aldığım maskaranın hediyesi olarak aldım. Hatta alır almaz bir kenara attım çünkü 2 Hazel denen açık gri gibi bir rengi vardı bu benim kaşlarıma uymaz nasıl bir renk dedim. Sonra öğrendim ki sürünce kahve oluyormuş ve çok doğal duruyormuş, Hemen günlük makyajımda yerini aldı. Görünüşe aldanmayın ve deneyin derim.
Çarşamba, Mart 18, 2015
Şarabın Adresi "Vino Steak House"
3 Mart Salı akşamı dostum Seyhan'ın Vino Steak House işbirliği ile düzenlediği şarap tadım etkinliğine katıldım. Birbirinden kıymetli diğer blogger arkadaşlarımızla 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kız kıza kutladık.
Akşamımıza eşlik eden işin üstadı Alper Bey, bize nasıl tadım yapabileceğimiz hakkında bilgiler verdi ve farklı çeşitlerde şaraplar tatmamızı sağladı.
Kadehe konan şarabı önce gözümüzle inceliyoruz, herhangi bir tortu var mı bakıyoruz. Berrak olması gerekiyor. Sonra kokluyoruz, bizi rahatsız eden bir koku olup olmadığına bakıyoruz. Lezzetlerin birbirine karışması için kadehi sallıyoruz ve çıkan kokuya tekrar bakıyoruz. Buna ikinci burun deniliyormuş. Son olarak da şaraptan bir yudum alıp, damak ve diş etleri arasında gargara yapar gibi temas ettirerek asit ve gövde analizi yapıyoruz.
Daha fazla bilgi için #AlperAnlatıyor hashtag i ile facebook ve twitter sayfalarından takip edebilirsiniz.
İkramlar arasındaki lokum et, üç boyutlu köfte ve et sosis gerçekten çok lezzetliydi. Özellikle lokum eti denemenizi tavsiye ederim.
Göztepe Bağdat Caddesi üzerinde bulunan Vino Steak House, köşkte yemek yeme keyfini
yaşayabileceğiniz nadide yerlerden biri…
Bağdat Caddesi'ndeki tek steakhouse olan, Anadolu yakasında oturanların müdavimi olduğu Vino
Steak House’un, geniş bahçesi ve keyifli bir terası bulunuyor. İçeriye girdiğiniz andan itibaren kendinizi hem şık hem de rahat edebileceğiniz bir mekanda buluyorsunuz. Gelen misafirler alt kattaki salonu ya da üst katta bulunan şık dekorasyonlu özel odaları tercih ediyor. Ahşap ağırlıklı ve sadeliğin ağırlıkta olduğu mekan evinizdeymişsiniz hissini yaşatıyor.
Tarihi dokusu olan köşkün 250 kişilik kapalı, 300 kişilik açık alanı mevcut. Özel odalarda ise 10 kişiden 40 kişiye kadar özel yemekler düzenlemek ve kutlamalar yapmak mümkün.
14 ülkeden 350 çeşit şarap seçeneği bulunan restoranda içmek istediğiniz şarabı kav odasından
kendiniz seçebiliyorsunuz. Arzu ederseniz şarap uzmanından seçeceğiniz şarapla ilgili bilgi
alabiliyorsunuz. Türkiye’nin her bölgesinden önde gelen şarap üreticilerinin, butik bağların ve dünya
markalarının şaraplarını restoranın kavında bulabiliyorsunuz. 350 çeşit şarap arasından sadece 30 TL
servis bedeliyle market fiyatına istediğiniz şarabı açtırabiliyorsunuz. Anadolu yakasında bu
uygulamanın ilkini gerçekleştiren Vino Steak House’da şarap fiyat aralıkları ise 25 TL'den 3650 TL’ye kadar değişebiliyor.
Bu geceyi organize eden Seyhan'a ve Marka Danışmanı Deniz Hanım'a teşekkür ederim. Özel akşamlarınız, kutlamalarınız için samimi bir ev sahipliği sizi bekliyor. Deneyin derim.
Akşamımıza eşlik eden işin üstadı Alper Bey, bize nasıl tadım yapabileceğimiz hakkında bilgiler verdi ve farklı çeşitlerde şaraplar tatmamızı sağladı.
Kadehe konan şarabı önce gözümüzle inceliyoruz, herhangi bir tortu var mı bakıyoruz. Berrak olması gerekiyor. Sonra kokluyoruz, bizi rahatsız eden bir koku olup olmadığına bakıyoruz. Lezzetlerin birbirine karışması için kadehi sallıyoruz ve çıkan kokuya tekrar bakıyoruz. Buna ikinci burun deniliyormuş. Son olarak da şaraptan bir yudum alıp, damak ve diş etleri arasında gargara yapar gibi temas ettirerek asit ve gövde analizi yapıyoruz.
Daha fazla bilgi için #AlperAnlatıyor hashtag i ile facebook ve twitter sayfalarından takip edebilirsiniz.
İkramlar arasındaki lokum et, üç boyutlu köfte ve et sosis gerçekten çok lezzetliydi. Özellikle lokum eti denemenizi tavsiye ederim.
Göztepe Bağdat Caddesi üzerinde bulunan Vino Steak House, köşkte yemek yeme keyfini
yaşayabileceğiniz nadide yerlerden biri…
Bağdat Caddesi'ndeki tek steakhouse olan, Anadolu yakasında oturanların müdavimi olduğu Vino
Steak House’un, geniş bahçesi ve keyifli bir terası bulunuyor. İçeriye girdiğiniz andan itibaren kendinizi hem şık hem de rahat edebileceğiniz bir mekanda buluyorsunuz. Gelen misafirler alt kattaki salonu ya da üst katta bulunan şık dekorasyonlu özel odaları tercih ediyor. Ahşap ağırlıklı ve sadeliğin ağırlıkta olduğu mekan evinizdeymişsiniz hissini yaşatıyor.
Tarihi dokusu olan köşkün 250 kişilik kapalı, 300 kişilik açık alanı mevcut. Özel odalarda ise 10 kişiden 40 kişiye kadar özel yemekler düzenlemek ve kutlamalar yapmak mümkün.
14 ülkeden 350 çeşit şarap seçeneği bulunan restoranda içmek istediğiniz şarabı kav odasından
kendiniz seçebiliyorsunuz. Arzu ederseniz şarap uzmanından seçeceğiniz şarapla ilgili bilgi
alabiliyorsunuz. Türkiye’nin her bölgesinden önde gelen şarap üreticilerinin, butik bağların ve dünya
markalarının şaraplarını restoranın kavında bulabiliyorsunuz. 350 çeşit şarap arasından sadece 30 TL
servis bedeliyle market fiyatına istediğiniz şarabı açtırabiliyorsunuz. Anadolu yakasında bu
uygulamanın ilkini gerçekleştiren Vino Steak House’da şarap fiyat aralıkları ise 25 TL'den 3650 TL’ye kadar değişebiliyor.
Bu geceyi organize eden Seyhan'a ve Marka Danışmanı Deniz Hanım'a teşekkür ederim. Özel akşamlarınız, kutlamalarınız için samimi bir ev sahipliği sizi bekliyor. Deneyin derim.
Tütüncü Mehmet Efendi Cad. No:1/1 Göztepe (Bağdat Caddesi Göztepe Işıklar)
İletişim Bilgileri
Tel : +(90) 216 363 02 03
GSM: +(90) 530 178 06 78
Bu fotoğraflar için sevgili Sibel'e teşekkür ederim.
Cuma, Mart 13, 2015
Kar Tatili Abant
Nisan 1.5 yaşındayken tanışmıştı Abant ile :) O zamandan sonra bir kere daha gitmiştik. 3.5 yaşındayken. Kafasına kazındı tabi. Onun derdi karda istediği gibi oynamak olsa da aynı zamanda 2-3 gün otelde anneannesi dedesiyle kalmak da çok hoşuna gidiyor.
Bu kış başı başladı, dede kar yağınca Abant'a gideriz dimi demeye. Dedesi de 15 tatilde gideriz demiş, anlaşmışlar. Hep birlikte düştük yola.
Daha önce gitmeyenler için Abant, 1196 hektarlık bir alanda Doğal Tabiat Parkıdır. Bu alanın 125 hektarını tam ortada bulunan heyelan set gölü olan Abant Gölü kaplar. Çam ormanlarıyla dolu bu park temiz havası, şehire bu kadar yakın olup, sessiz kalmasıyla insanı şaşırtıyor. Günübirlik gitmeye de uygun bir yer olarak tavsiye ederim.
Daha önce gittiğimizde Taksim International Otel de kalmıştık. Park alanı içinde iki otel bulunuyor. Biri Büyük Abant Oteli diğeri de Taksim International. Büyük Abant'ın ayrıca gölün karşısında Köşk Otelleri de bulunuyor. Taksim International'ın göl manzaralı odaları gerçekten mükemmel bir manzaraya sahip. İki otele de gitmiş biri olarak Büyük Abant Oteli mutfağı ile gönlümü fethetti diyebilirim. 15 tatil olduğu için otel tam doluydu. Kahvatılar, akşam yemekleri gerçekten muhteşemdi. Akşamları canlı müzik, çocuklar için oyun odası, animatörler eşliğinde sinema saatleri vs. bulunmakta. Hele dışarıda da kar varsa çok keyifli. Burası aynı zamanda balayı için de çok rağbet görüyor. Hatta annemle babamın da balayı mekanı burasıymış.
Baharda da yeşilin, sarının, kırmızının her tonu var burada, fayton gezisi, sucuk ekmek, ATV ile doğa sporu, göl bisikleti kısacası haftasonları için yaz, kış farklı bir alternatif. Gitmediyseniz gidin. İstanbul'a çok yakın. Benden söylemesi :)
Bu kış başı başladı, dede kar yağınca Abant'a gideriz dimi demeye. Dedesi de 15 tatilde gideriz demiş, anlaşmışlar. Hep birlikte düştük yola.
Daha önce gitmeyenler için Abant, 1196 hektarlık bir alanda Doğal Tabiat Parkıdır. Bu alanın 125 hektarını tam ortada bulunan heyelan set gölü olan Abant Gölü kaplar. Çam ormanlarıyla dolu bu park temiz havası, şehire bu kadar yakın olup, sessiz kalmasıyla insanı şaşırtıyor. Günübirlik gitmeye de uygun bir yer olarak tavsiye ederim.
Daha önce gittiğimizde Taksim International Otel de kalmıştık. Park alanı içinde iki otel bulunuyor. Biri Büyük Abant Oteli diğeri de Taksim International. Büyük Abant'ın ayrıca gölün karşısında Köşk Otelleri de bulunuyor. Taksim International'ın göl manzaralı odaları gerçekten mükemmel bir manzaraya sahip. İki otele de gitmiş biri olarak Büyük Abant Oteli mutfağı ile gönlümü fethetti diyebilirim. 15 tatil olduğu için otel tam doluydu. Kahvatılar, akşam yemekleri gerçekten muhteşemdi. Akşamları canlı müzik, çocuklar için oyun odası, animatörler eşliğinde sinema saatleri vs. bulunmakta. Hele dışarıda da kar varsa çok keyifli. Burası aynı zamanda balayı için de çok rağbet görüyor. Hatta annemle babamın da balayı mekanı burasıymış.
Baharda da yeşilin, sarının, kırmızının her tonu var burada, fayton gezisi, sucuk ekmek, ATV ile doğa sporu, göl bisikleti kısacası haftasonları için yaz, kış farklı bir alternatif. Gitmediyseniz gidin. İstanbul'a çok yakın. Benden söylemesi :)
Etiketler:
#tavsiye,
Abant,
gezi,
Gezi notları,
kar,
Tatil,
tavsiye,
Tavsiyeler
Çarşamba, Mart 04, 2015
Burgeret' i Denediniz Mi?
Anadolu Yakasında Üsküdar, Acıbadem, Göztepe, Çengelköy de Avrupa Yakasında Etiler ve Nişantaşı'nda hizmet veren Burger@ ile geçtiğimiz günlerde tanışma fırsatı buldum.
Göztepe münibüs yolunda bulunan şubede karışık atıştırmalık tabağı ve farklı çeşitlerden oluşan mini hamburgerlerden denedim ve ayrıca birbirinden lezzetli soslar da hamburgerlerime eşlik etti.
Ev yapımı hamburger tadında olan bu çeşit yerlerde benim en önem verdiğim şey etin kalınlığından dolayı iyi pişip, pişmediği ve etin kalitesi. Bu ikisi benden tam not aldı. Sosların hepsi çok lezzetliydi ama bana en ilginç gelen rokforlu olandı.
Karışık atıştırmalık tabağında soğan halkası, sucuk etleri, cajun tavukları,peynir stickleri ve baharatlı patates kızartması bulunmaktaydı. Hem doyurucu hem de lezzetli bir sunumdu.
En az benim kadar, küçük tadımcım olan kızım da çok beğendi.
Mekanı değerlendirecek olursam;
*Restorandan ziyade daha çok hızlı ye çık mekanı.
*Çocuklu anneleri çekmek için belki bir oyun köşesi düşünülebilinir.
*Yeni olduğu için sanırım, ısıtma problemi vardı içeride bir hayli üşüdüm ama bunu çözerler diye düşünüyorum.
*Yetkililer ve garsonlar güler yüzlü ve ilgiliydi.
*Lezzet ve kalite olarak mekan iç dizaynına oranla beklentimin üstünde çıktı.
*Kısacası yer miyim? Evet yerim.
Çarşamba, Şubat 11, 2015
"Topicrem" Ürün İncelemesi
Topicrem ile yaklaşık 6 ay önce tanıştım. Menşei Fransa. Kullanmaya başladıktan sonra öğrendim ki bir çok dermotoloğun önerdiği bir dermo kozmetik markasıymış.
Daha önceki yazılarımda Kuperoz eğilimli, hassas bir cildim olduğundan bahsetmiştim. Bu ürünlerde tam da zamanında imdadıma yetişti ve hemen kullanmaya başladım. Bir çok çeşidi ve ürünü mevcut. Özellikle bebek dahil tüm ailenin güvenle kullanabileceği hassaslıkta oluşu benim ilgimi çeken yanı oldu. Kısaca size kullanıp da memnun kaldığım yüz ve göz temizleme suyundan, vücut ve yüz nemlendiricisinden bahsedicem.
1. Soothing Cleasing Water Face & Eyes for Intolerant Skin
Hassas ciltler için Yüz ve Göz Temizleme Suyu Bioderma kırmızı kapak kullanan biri olarak benim çok hoşuma gitti. Bu ürün Toleransı düşük, çok hassas ciltler için üretilmiş iritasyonu engelleyip, cildi temizlemek ve yatıştırmak için. Göz makyajında da çok başarılı. Pamuğa fazla dökmüş olsanız bile gözde en ufak yanma yapmıyor. Tüm ürünleri gibi Parfüm, paraben ve renklendirici içermiyor.
İçerisindeki gliserin temizliğe ve esneklik kazandırmaya yardımcı oluyor. Ben çok memnun kaldım. Yüzüm kızarmaya çok meyilli, temizledikten sonra hiç böyle bir sorun yaşamadım. Tavsiye ederim.
2.Soothing Body Cream for Intolerant Skin
Yine Hassas ciltler için hazırlanmış bir vücut kremi. Ona krem demek bana yanlış geliyor çünkü sürdüğünüz anda cildiniz ışıl ışıl, neme doymuş, pırıl pırıl oluyor ve en ufak yağlı görünüm ve his bırakmıyor. Yine Tüm aile kullanımına uygun şu ana kadar denediğim en güzel vücut nemlendiricisidir. Kesin bilgi :)
3. Soothing Fluid
Karmadan yağlıya eğilimli, yüksek hassasiyete sahip, kızarıklık şikayeti olan ciltler için üretilmiş nemlendirici. Bu üründe aynı vücut kremi gibi çok hafif ve yağsız. Sürer sürmez bir canlılık, parlaklık ve ferahlık hissi veriyor. Çok memnun kaldım. Tek dez avantajı küçük ambalaja sahip olması. Biraz daha büyük olabilirdi diye düşünüyorum.
Bütün ürünler gibi bu ürün de paraben, parfüm ve renklendirici içermiyor.Ben diğer ürünlerini de denemeyi düşünüyorum. Memnun kaldığım için sizlerle de paylaşmak istedim.
Pazartesi, Aralık 29, 2014
Hadi Ham Yap! 1 Yaşında
Geçtiğimiz hafta HappyNest de Hadi HamYap 1 Yaşını bloggerlarla kutladı. HappyNest in her zamanki gibi muhteşem ev sahipliğinde gerçekleşen bu birliktelikte her şey katkısızdı.
"Hadi Ham Yap"ın sahipleri Dalya ve Filiz Hanım iki anne girişimci. Onlar organik ve doğal tarım ürünlerinden yapılmış lezzetli atıştırmalık ustaları.
Mottoları "Kendi çocuklarımıza yedirmediğimiz hiçbir gıdayı satmayız!"
Gıda konusunda ince eleyip sık dokuyorlar ve yerli tohumlarla üretim yapan yerel çiftçilerle çalışıyorlar. Unlarından, şekerlerine, ekşi mayalarına varıncaya kadar her şeyin en doğalı onlarda.
Hal böyle olunca biz hem bilgilendik, hem sağlıklı ve lezzetli atıştırmalıkların tadına bakma imkanı bulduk. Ekşi maya ile yapmış oldukları ekmekleri bir harikaydı. İçinde kabak çekirdeği, kuru meyve ve yulaf karışımından oluşan goronolalar çocuklara bütün faydalı ürünleri bir arada sunmak için eşsizdi.
Canlı canlı yaptıkları ekşi mayalı poğaça daha pişmeden enfes kokuyordu. Hele benim gibi kefir sevmeyen biri için otlu kefir smoothie inanılmaz bir içecekti. Sanki ayran içiyormuş hissi veriyor ve fresh bir tat bırakıyor. Kefir ve otları blenderdan geçirip içmeyi deneyin derim.
Günün sonundaki yine tabiki kendilerinin yaptıkları hiç bir katkı içermeyen 1 Yaş Pastası ise hem görünümüyle hem de lezzetiyle hepimiz tarafından beğenildi.
Ayrıca annemdenetimde blogunun sahibi Gülden Hanımda aramızdaydı. Kendisi Sağlıklı Yaşam Koçu , Gıda uzmanı hem de bir anne olarak bizlere olabildiğince hem kendimiz hem de çocuklarımız için herşeyin katkısız ve doğalına yönelmemiz konusunda bilgilerini aktardı.
Ne yazık ki pazardan daha taze olduğu kanaatiyle aldığımız bir çok sebzenin üzerindeki kimyasallardan ve özellikle ağır metallerden bahsedince insanın hiç bir şey yemeden aç durası geliyor ama günümüzde yaygınlaşan üstelik ayağımıza kadar hizmet veren sanal organik pazarların da artık eskisi kadar pahalı olmadığından bahsetti.Hangimiz ne kadar dikkat edebiliyoruz ya da bunu alışkanlık haline getirebiliyoruz bu da tartışılır.
Yaptıkları iş kadar kendilerinin de bir o kadar doğal ve sıcak ev sahipliği için kendi adıma teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun...
Bu güzel çayları denememizi sağlayan geleneksel pazara teşekkürler. Siz de gelenekselpazar dan temin edebilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Pages - Menu
Popular Posts
-
Evettttt bu benim ilk çekilişim. Devamı gelsin diyerek sizlere hediye etmek üzere iki saç bakım ürünü hazırladım. Biri Bioblas tan durulanm...
-
Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri de ben okuldan geldikten sonra yemeğimi yerken kapının çalması, sütçünün gelmesi ve annemin t...
-
Nisan 28 aylıktı "tuvalet eğitimi" ne başladığımda. Nasıl yapsam, nasıl etsem derken biraz internette kitap araştırması yapmı...
-
Kahve Dünyası’ndan Çocukları Neşeyle Dolduracak Çikolata Atölyesi! Kahve Dünyası Fabrika Veliefendi’de düzenlenen çikolata ...
-
Geçtiğimiz günlerde Gün Yayıncılık dan çıkan Mahallenin En Mutlu Bebeğinin Uyku Kitabı nın lansmanı yapıldı. Lansmana özel çıkarılan...
-
08.11.2009 Annem,babam,amcam ve Çağrı Abimle ile birlikte caddebostan sahile indik.Hava çok güzel olduğu için annem hemen çoraplarımı çık...
-
Barbie, Zeynep Tosun ile yeni kıyafetler tasarlayacak yaratıcı moda severleri arıyor Kıyafetleri ve tarzı ile her zaman ilham kaynağı o...
-
Nisan daha 5 aylıkken gitmiştik Dikiliye. Otobüsle gittiğimiz ve Nisan da bebek olduğu için çok fazla gezememiştik. Aradan geçen 3 yıl sonra...
-
Kış ayları, seyahat tutkunları için büyüleyici manzaralar ve eşsiz deneyimler sunuyor. İster karlarla kaplı dağlarda kayak yapmak, ister s...
-
Arthur’un Hikayesi: Minik Dostumuzla Tanışmamız Her şey, bir sabah hayatımızda eksik olan bir şeyin farkına varmamızla başladı. Hayatımıza n...























