Salı, Nisan 08, 2014

Amsterdam Notları 1

Taaa yılbaşında Seyhan'ın eşi sevgili Ömer Seyhanla ikimiz için çok ince bir organizasyon ayarladı. Otel uçak biletleri her şey hazırdı Mart sonu için. Benim ilk yurtdışı gezim olacağından dolayı biraz tedirgin olmuş olsam da daha uçaktan iner inmez hiç yabancılık çekmedim. Sanki yıllardır oradaydık :) Bunda sevgili dostumun da payı büyük. Ne demişler dostunu ya gezi de tanırmışsın ya da içki sofrasında. İçki sofrasında biliyordum bir de gezide test ettim. Kendisinden çok memnun kaldığımı bir kez daha yenilemek istiyorum :))
Uçağımız buradan çok erken vakit olduğu için ilk günümüzü de değerlendirebildik. Schiphol Havaalanına iner inmez Bilgi merkezinden şehir haritamızla otelimize nasıl ulaşacağımıza dair bilgiyi aldık ve hemen havaalanının içinden tren biletlerimizi edinip. Central Station denilen merkezde indik. Eğer ilk defa gidiyorsanız ve oteliniz bizim gibi Dam Meydanındaysa hiç taksiye binmenize gerek yok çünkü tren istasyonuyla meydan arası yürüme mesafesi. Hiç sorunsuz indik ve tabelaları takip edip, meydana doğru yürüdüğümüzde otelimiz karşımıza çıktı. Giriş işlemlerimizi halledip, valizlerimizi attığımız gibi kendimizi sokaklara vurduk. Önce ayaküstü orada adım başı bulunan kokusu ve görüntüsüyle insanı cezbeden patates külahlarından alıp, otelimizin hemen arkasındaki kanalda oturup, keyif yaptık. Gitmeden nereleri gezeceğimize dair az çok plan yapmıştık. Plan doğrultusunda da hareket ettiğimiz için hiç boş vaktimiz olmadı. Zaten 2 gece kalacağımız için çok fazla müze gezmeyiz diye düşünmüştük fakat Madame Tussauds u da görmeden dönmek olmazdı. Biletlerimizi aldık ve şehri biraz turladıktan sonra müzeyi gezdik. Gitmeden biletleri internetten mi alsak çok sıra oluyor gişede diye duymuştuk çünkü derken gidince gerek olmadığını gördük. Heyecana gerek yokmuş :) Oradaki gezimizi de bitirdikten sonra şehir turumuza gecenin geç saatlerine kadar devam ettik.
Şehirde trafik yok çünkü arabada yok. Gencinden yaşlısına herkes bisiklet kullanıyor. İşlerine ve marketlerine de bisikletle gidiyorlar. Şehirde arabalar yerine bisikletlere dikkat etmeniz gerekiyor çünkü insandan bile önce bisiklet geliyor. Onun dışında kanallar üzerine kurulmuş masal gibi binalar sizi daha iner inmez büyülüyor. Bütün sokaklar birbirine benziyor. Haritayla bile nerede olduğunuzu belirlemek zor. Allahtan her yer hemen hemen meydana çıkıyor.
Dam Meydanında neredeyse bebekli çocuklu insan göremiyorsunuz. Aileler daha çok kasabalarda oturuyor ve trafikte oralarda daha yoğun haliyle. Gece hayatı yoğun. Ot, içki ne isterseniz serbest. Hatta meşhur Red Light District diye sokakları var. Bu sokak akşam belli bir saatten sonra açılıyor ve yan yana dükkanlarda kadınlar vitrinlerde kendilerini sergiliyorlar. Kimisi dans ediyor, kimisi sadece bekliyor ve isteyen pazarlığını yapıp, perdeleri kapıyor. Bu kadar her şeyin serbest olup da herkesin kendini bildiği medeni bir yer. Her yerde sex shoplar var. Sanki mücevher mağazası gibi sergileniyor vitrinler. Ona keza ot dükkanları da adım başı. Zaten akşam belli bir saatten sonra yanınızdan geçen 3 kişiden 1 i ot kokuyor. İçmek ve üstte taşımak serbest.
Yemekler konusunda menüler zayıf. Herkesin elinde pizza ya da patates var. Yağlı ve tek tip. Bizim gibi bir restaurant a gideyim de sayfalarca menü gelsin yok. Kahvaltı bile sıkıntılı ama biz omlet ve güzel pancakeler yapan en azından çay da içebileceğimiz bir yer bulduk.
Turist çok. Haliyle insanlarda çok yardımcı. Güler yüzlü ve sıcak buldum. Medeniyet ise hiç tartışılmaz.
Sokaklar çok temiz ve düzenli. Bütün toplu taşıma tek bir istasyondan yapılıyor. Bu da çok rahat. Otobüse binecek olanda trene binecek olan da aynı yere gidiyor.
Wi-fi her yerde yaygın. İnternete girmek hiç bu kadar bedava olmamıştı benim için :) Otobüslerde bile free wi-fi mevcut. Sokak tabelaları hem kendi dillerinde hem de ingilizce olarak yer alıyor. Bu da turistler için büyük kolaylık sağlıyor.
Çok konuştum biraz da fotoğraflar anlatsın ama siz fotoğraflarda ne görüyorsanız ondan yüz kat daha büyüleyici. Gidin bir de kendiniz görün derim ben :)





















Pazartesi, Mart 24, 2014

Voimio ile Doğru Oyuncak Seçimi


Eskilerin bir bez bebeği ve belki tahtadan bir arabası varmış. "Bizim zamanımızda bu oyuncaklar olucaktı ahh ahh" der büyüklerimiz. Biz yeni nesil ebeveynleri ise çocuklarımız daha doğmadan başlıyoruz oyuncak araştırmaya. İstiyoruz ki sadece oynamasın. Oynarken öğrensin, ince motor becerileri gelişsin, beynin sağ lobu sol lobu harekete geçsin. Beceri kazansın. Bunun için ise ayına ve yılına göre doğru oyuncak seçimi çok önemli. Böyle olunca Peki adığım oyuncaklar çocuğuma uygun mu? Sağlığına zarar verecek bir özelliği var mı?  Çocuğumun gelişimine faydası olacak mı? Ve bunun gibi bir sürü soru sürekli kafamızda dolanıyor. Oyuncak alırken bu soruların büyük bir çoğunluğuna cevap bile bulamıyoruz. Hatta çoğu zaman oyuncağı satanlardan daha fazla bilgimiz olabiliyor. Artık internet var ve gerektiğinde araştırabiliyoruz ama bu, çoğu
zaman doğru bir bilgiye ulaşacağımız anlamına gelmiyor.

Yaşadığımız sıkıntıları fark eden Voimio.com bu konuda bir farkındalık yaratmak için Türkiye genelinde bir anket çalışması yapıyor. [http://bit.ly/voimio_anket] adresinden ulaşabileceğiniz ankete vereceğiniz cevaplar sayesinde Türk ebeveynlerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekilecek. Çocuğuna faydalı oyuncaklar almak isteyen ve detaylı bilgiye ihtiyaç duyan bizim gibi ebeveynler için de faydalı bir araştırma yapılmış olacak. Siz de katkıda bulunmak için ankete destek verin.


Cumartesi, Mart 22, 2014

Herşey Cesaretle Başlar...

Kozyatağı Muzipo Kids de Banu Özkan Tozluyurt ile "Hayalime Dokun Pozitif Kadın" söyleşisine katıldım. Dinleyiciler çocukları olduktan sonra işlerine ara vermek zorunda kalmış fakat artık çocuğum büyüyor benim de bir şeyler yapmam lazım ama NE? diyenlerden oluşuyordu.


İnsanların öncelikle kişisel yetkinliklerini ve neden değişmek istediğini bilmesi gerektiğini kısacası FARKINDALIK yaratmaları gerektiğini konuştuk. Her konuda olduğu gibi hayatımıza yön verirken de farkındalık çok önemli. Ben bir şeyler istiyorum ama bunu neden ve niçin istiyorum ve bunun için ne yapıyorum diye düşünmek gerekiyor. 
Bizim harekete geçmemizi engelleyen baş faktör kendimiziz aslında. Hep bahanelerimiz var. " Kayınvalidem çocuğa baksa ben de çalışırım" yapamadıklarımız için hep bir suçlu arıyoruz. Dönüp kendimize bakmıyoruz. 
"Ben" olmasını istediğim şey için ne yaptım ya da ne yapmadım demiyoruz. Yaşadığımız hayatlar bizim seçimlerimiz.
İki tip insan olduğunu konuştuk. Bunlardan biri Proaktif biri de Reaktif olanlar.
Proaktif kişiler "rağmenciler" yani onlar herşeye rağmen bir çözüm bulanlar ve kendi seçimlerini kendileri yapanlar. 
Reaktif kişilerse herşeye tepki verenler. Yapabileceğim bi şey yok, ben böyleyim diyenler ve hep "keşke" diyenler.
"Her şey cesaretle başlar"
Oturduğumuz yerden ah şunu yapsam bunu yapsam demekle olmuyor. Cesaret gerekiyor. Öğrenmeye ve gelişmeye istekli olmak gerekiyor. 
Bunlar için ise Vizyon, Misyon ve Değerlerimizi belirlemek şart.
Vizyon, gelecekte kendimi nerde görmek istiyorumun cevabı olmalı. Misyon ise bu vizyonu niçin istiyorumun cevabı.
Misyonsuz bir Vizyon mutsuzluk getirir. Siz vizyonunuzu gerçekleştirmiş olsanız dahi bir misyonunuz yoksa bu size yetmiyor ve yine mutsuz oluyorsunuz. Bu yüzden hayat amacına uygun, kendi değerlerine uygun işler yapan insanlar hem mutlu hem de çok başarılı oluyor. 
Diyelim ki Vizyonunuzu da Misyonunuzu da belirlediniz yani amacınıza uygun hedefiniz belli. Bu hedef ulaşılabilir olmalı. Çok uçlardaysa, şu anki konumunuzdan çok uzaksa duygusal gerilim yaratıyor ve başarısızlık getiriyor. Çıta çok alçaksa da bu sefer harekete geçilmiyor ve bir gevşeklik yaratıyor. 
Bu yüzden küçük hedefler koyarak adım adım bulunduğunuz konumla orantılı olarak çıtayı yükseltmelisiniz.
Koyduğunuz hedef açık, net ve iddialı olucak
Ulaşılabilir olucak
Gerçekçi olucak
ve
Ölçülebilir olucak
Mesela ben 2018 de kendime ait bir iş kurucam yerine ben 2018 de şu sektörde şu kesime hitap eden bir iş kurucam dediğinizde. Bir resim çizmiş oluyorsunuz ve bunun için gerekli araştırmaları yapmaya, para biriktirmeye ya da yer aramaya başlıyorsunuz. Bu yüzden hedef açık, net belirlenmeli öncelikle.
Hepimizin çocuğu var hepimiz onlar için her şeyi yapıcak kapasitedeyiz ama bunu yaparken kendimizi ikinci plana atıp, unutmamalıyız. Kendimizle ilgili kenarda bir resmimiz olursa karşılaştığımız her zorlukta daha çabuk toparlanıp, koşmaya gücümüz olur. 
Diyerek konuşmasına son verdi Banu Özkan Tozluyurt
Ben de bunları aklımda kaldığı kadarıyla sizlerle paylaşmak istedim umarım yanlış bilgi vermemişimdir.

Son olarak kitap tavsiyesi Sınırlarını Zorla Lean In


Cuma, Mart 21, 2014

Bugün Cuma


Ülkemin özgür bırakıldığı, kuşların uçtuğu aydınlık yarınlar görelim. Çocuklarımız yasaklarla büyümesin...


Salı, Mart 18, 2014

Noom Walk


Noom Walk  Android kullanıcılarının telefonlarına indirerek kullanabilecekleri bir pedometre programı. Yani bir adım sayar. Bu programı cep telefonunuza indirip, yürürken cebinizde taşımanız yeterli. Aynı zamanda programı kullanan kişilerle de irtibat halinde bulunabileceğiniz keyifli bir motive aracı. 
Tüm gün açık kalsa bile şarjınızın sadece %2 sini işgal etmesi de çok güzel bir özellik.
Ayrıca haftalık olarak da adımlarınızın toplamını alıyor. Hazır bahar gelmişken benim gibi yürüyüş esnasında motive olmak isterseniz benden size küçük bir tavsiye.




Pazartesi, Mart 17, 2014

Nisan 5 Yaşında!!!



Malum gündem acı dolu Berkin Elvan'ı kaybettik. Evlatlarımızın hepsi çok kıymetli. Doğdukları andan itibaren geçen yılları gözlerinin içine bakıyoruz. Sağlıklı, mutlu, başarılı uzun ömürleri olsun diye de elimizden geleni yapıyoruz. Sadece Berkin Elvan'a değil, her nerde evladını kaybetmiş aile varsa hepsine Allahtan sabır diliyorum, demeden yazıya başlamak istemedim...

Balım 5 yaşında oldu. 12 Mart ta... Hafta içi olduğu için önce okulda kutlandı. Aileler alınmıyor bizim okulda dolayısıyla onların çektikleri fotoğraflar bana da sürpriz oldu. Hafta sonu da aile arasında evde küçük çaplı bir kutlama yaptık. Pastaya doyduk. Bal kızıma nice sağlıklı, mutlu, huzurlu yaşlar olsun...
















Bunlar da evdeki partiden...











Pazartesi, Şubat 24, 2014

"Header" by Dilara Atılgan



Ne zamandır blogumla ilgilenemez oldum. Bir dizayn ve en başta bir header arayışı içerisindeydim. Aylar önce sevgili Seyhan sayesinde Dilara'nın bloguna girdim ve header istekleri bölümüne mesaj bıraktım ama unuttum gitti bile :) 14 şubat ta kendisinden bir mail aldım. Header ınız hazır sizden haber bekliyorum diye. Çok şaşırdım. Hemen geri döndüm ve mesajlaşmaya başladık. Kendisi bloğumu inceleyip, bir de benim için çok anlamlı olan Nisan'ın bir resmini seçip, her şeyi bitirmiş bile. Ağzım açık, gözlerim dolu dolu kaldım.
Hem de bir kaç seçenek sunmuş bana, ben hepsini çok beğendim ama ilkini seçtim. Arada değiştire değiştire kullanmayı düşünüyorum. Kendisine buradan da teşekkür etmek istedim. Sizlere de tavsiye ediyorum. Yapmanız gereken sadece header istekleri bölümüne girip, kendisinin belirlediği şartları yerine getirip, yorum bırakmanız ve bunun sonucunda tamamen ücretsiz olarak bir header sahibi olmanız. Çok şahane :)

Bu arada kendisi de benim headerımı hazırlarken ve sonrasında yaşadıklarını paylaşmış. Bunun için de ayrıca çok mutlu oldum. Kendisinin övgülerinden dolayı teşekkür ediyorum.


Devamı için tık tık 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Pages - Menu

Popular Posts

Mothers hold their children's hands for a short while, but their hearts forever...